Bir Kondor Uçuşuydu / Bora Ercan

Kızıldeniz yolculuğumuzda kampımızın işletmecisi Michael bir sohbetimiz esnasında ‘happy wife happy life’ demişti. Aklıma yer etmiş, mutlu eş mutlu yaşam…. Peru’da hemen çağrıştı bu sözler ve uyak olmasa da ‘happy children happy society’ mutlu çocuk mutlu toplum, deyiverdim. Çocuklar mutlu görünüyordu. Asya, Ortadoğu, Afrika ile karşılaştırıldığında bu çok açıktı.

ODTÜ kütüphanesinde devasa haritalar vardı. İnternet öncesi zamanlardı. Haritalar üzerinde karıncalar gibi gezinirdim, saatler geçirirdim. Hazar’ın bir kıyısından dalar diğer kıyısında çıkardım. Kıbrıs’tan kuş uçuşu Girit’e, Sicilya’ya oradan Küba’ya… ama Peru sanki haritanın bizim için görünmez bir köşesindeydi. Hakkında bildiklerim ise domatesin anavatanı olduğu, bir de iç politikasının her nasılda Türkiye’ye benzediğiydi. Ünlü yazarları Mario Vargas Llosa’nın yazarlıkta ilgili bir kitabını da okumuşluğum vardı ama işte hepsi bu kadardı…

Gül geçen yıl uzun uzun kalmıştı Peru’da. Hindistan gibi değil, orada mühendislik var, temizlik var, yemekler harika dese de, dedikleri bende bir yere oturmuyordu. Gitmem, havasını solumam, gökler dünyasının hakimi Kondor’la selamlaşmam gerekmiş.

Kolomb, Cadiz’den (İspanya) Hindistan’a ulaşmak için yola çıkar. Ulaştığı topraklardakilerde Hintli olur dolayısıyla. Amerika Yerlilerine ‘Indian’ denmesinin nedeni bu. Hindistan’da Goa’daki Katolik kiliseleri çağrışıyor Lima’daki Kiliseleri görünce. Goa’da Hint dinleriyle karışan Katoliklik burada İnka inançlarıyla karışmış.

Berberi komutan Tarif Abu Zura Tanca’dan (Fas), Tarifa’ya (İspanya) 8. YY başlarında geçerek Müslüman kültürünü Avrupa’ya taşımıştı. Lima’da, Cusco’da Endülüs mimarisinin izlerini görmek beni şaşırtıyor. Gerek yapılar gerekse duvar dekorasyonları Granada’dakilere çok benziyor.

Biyolojik çeşitlilik olarak hem okyanusu, hem yüksek dağlar,ı hem çölleri ve hem de cangılı olan dünyada başka bir ülkede yok dünyada. Dolayısıyla fauna ve flora çeşitliliği çok zengin. Patatesin, mısırın, meyvenin envai türü bol bol…Benim gibi üzümcü, ananasçı biri için cennetsi topraklar.

Güneş çok keskin, kuru sıcak kavuruyor, kollarımız, yüzlerimiz yanık. Geceleri yıldızlar bir başka açıdan tabii, ilk kez tanışıyoruz. Işık yağmurunun altındaymışcasına. Saman yolunun bu bölümünün izdüşümü önümüzde akan, kutsal vadinin Urubamba ırmağı boyunca. Kentler de yıldız düzeneklerine göre kurulmuş İnka zamanında.

Gelelim And spiritüalizmine. Uzun yıllardır eksen Himalayalardı şimdilerde And’lar olduğu söyleniyor. Dünyanın her yerinden Shambala’sını arayan insanlar artık Andlarda. Dostumuz Tunca da orada bize ev sahipliği yapıyor. Şamanlar ise bilgilerini eskisi gibi saklamıyor. Seremoniler herkese açık ve ulaşılabilir. Elbette bu konular tartışmalıdır. Eleştirilebilir. Fakat durum bu, internet varsa artık her şeye ulaşılabilir hiçbir şey saklı kalmaz, kalamaz. O bilgilerin kimlere ne kadar yarayacağı ise artık kişisel bir konudur.

Cusco şaşırtıcı bir şehir. İspanyollar her şeyi yıksa da Cusco’da ve birçok köyde İnka kültürü yaşıyor. Machi Picchu, inanılmaz bir coğrafyada, inanılmaz bir kent. İnkaların yazı dili olmadığından haklarında bilgimiz çok yok, asıl soru yazı dili olmayan bir toplumun bu denli kuvvetli bir matematiğinin olması…4000 metre yükseklikteki Titicaca gölünün ortasındaki Amantani adasının evleri, yapıları bile oldukça güzeldi. Bitkiler ise sardunyalar, güller, serviler neredeyse Akdeniz.

Sonuç olarak, sadece fiziksel ve ekonomik dünya değil ruhani dünya da küreselleşiyor. Şaman diyarında pachamama ayininden sonra yoga yapıyoruz. Her yolculuk dönüştürür, Peru yolculuğu, uzun, zor, yorucu bir yolculuktu ve elbette bir o kadar da dönüştürücü.

Bir Kondor Uçuşuydu / Bora Ercan
4.14 (82.86%) 7 votes

SİZ DE FİKİLERİNİZİ PAYLAŞABİLİRSİNİZ.